IshN
Hayatın belirli dönemlerini beynime değil de "içime" o anki hislerimle kazıyorum. O dönemi o hislerle hatırlıyorum. Bu hisler, ağızda farklı bi tat, burunda farklı bi koku, kulakta o dönem dinlenilen şarkı, söz, kahkaha, ses ve beyinde "o an" gibi şeylerle hatırlanıyo. Bigün yoldan geçerken bi koku duyuyosun, birden beyninde çok hızlı bi şekilde kısacık bi görüntü geçiyo. Hayatın beynine bu hislerle ve belirli insanlarla kodlanıyo.
Peki bu boşluk nasıl kodlanmalı beyine? Bu sessizlik, bu olmayan koku, bu ağızda bi tat bırakmayan his?
28.06.09
20:28
IshN
Kimsenin sana bunları yapmaya hakkı olup olmamasından ziyade ben kendi kendine bunu yapmaya hakkın var mı yok mu bunu sorguluyorum. Bence yok.. Sinema klaketinin yönetmen satırında senin adın, yapımcı satırında onun adı var, bu sahne ilk defa çekiliyo. Makarayı biraz geri sarıp 17 Nisan'a dönmek lazım artık, sonra senaryoda biraz değişiklik yapıp filmi tekrar çekebiliriz o çorak topraklardan buralara. İçinde daha az yara, daha az tuz ve daha az limonla birlikte.. Ya da yara kısmını komple atıp tekila koysak yerine? Hem belki istemediğin kısımlarda beynin uyuşur, sabaha uyandığında hiç bişey hatırlamayıp kaldığımız yerden devam ederiz..
27.06.09
04:30
IshN
Şuan iç mimarlık bölümünün ders isimlerini incelicez:
Temel Sanat Eğitimi
Sanat Kavramları
Kültürel Etkinlikler (Seçmeli Ders adı bu, bildiğin böyle dersleri var yani)
Salon Dansları (Tanrım sana geliyorum)
Tiyatroya Giriş (Bence ben ölmeliyim)
Tasarım ve Kültür
Mitoloji (Ben de mitoloji öğrenmek istiyorum diye bi tarafımı yırtıyım jeoloji müh. halimle)
Mitoloji ve Mekan (Abi hayat mı ya benimki)
Yaratıcı Düşünce ve Tasarım
Bu yazdıklarım Anadolu Üniversitesi'nin verdiği dersler, Selçuk Üni.nin bunlara ek olarak Fotoğrafçılık falan da veriyo.
Hayat böyle işte, birileri bunları okuyo. Ben böyle okulu yerim ya. Yerim abi bildiğin. Ooooooooof...
25.06.09
12:55
IshN
Okuyacak yeni yeni kız blogları arıyorum, mümkünse devamlı güncellenen bi blog olsun. önerisi olan varsa da buyursun yazsın :)
25.6.09
10:57
IshN
İşte en çok bunu seviyorum, körebe oynayan bi çocuğun el yordamıyla bişeyleri bulmaya çalışması gibi yaşadığımız anları yazıp yazıp, sonra aradan baya zaman geçipte sonunu bildiğin bi filmi izler gibi okuduğun anları çok seviyorum.
Daha okul başlamadan beni nasıl bir yıl beklediğini bilmediğimden saf saf şöyle bi cümle sarfetmişim mesela: "Valla bilmiyorum 5 yıllık üni. hayatımın kalan 4 yılında geçen yıl eğlendiğim kadar eğlenebilir miyim. Umarım eğlenirim tabi de hazırlık pek bi farklıydı." (Yazının tamamı ahanda
burada) (Bu yıl için de aynısını düşünüyorum. En keyiflisi bence bu yıldı diyorum ama tabi ki seneye daha keyifli olucak ve sonraki sene ve sonraki sene..)
Sonra
şurada bahsi geçen "Gülden" isminin dışındaki herşeyde yanıldığımı öğrendim mesela.. Aslında Konya hiç de onlarla yaşanılır bi kent haline gelmemiş!
Zaman gelmiş sonunu o zaman bilmediğim
şöyle bişey yazmışım..
Çok güzel bi şekilde yeni yıla
girmişiz..
Çok önemli
kararlar almışım sonunu hala bilmediğim..
Onlarla çok güzel zaman geçirmişim.. Hiç farkında olmadan benzer cümleleri kurmuşum, biraz önce yanılmışım dediğim insanlara kurduğum cümleleri.. Bloga bakarken farkettim, farkettiğim zaman da sonunun aynı olmasından çok korktum. Bu sefer yanılmak istemedim..
Özlemişim..Ve hayatıma
mükemmel insanlar eklemişim..
Bir yıl bitmiş.. Geneli güzeldi ya, kış çok uzun sürdü sadece. O kadar uzun bi zaman gibi geldi ki Konya'ya gittiğimde yazdığım ilk post.u sanki 2 yıl önce yazmışım gibi hissediyorum..
24.06.2009
00:32
IshN
Greenpeace gönüllüsü oldum ben! Artık GreenPeace etkinliklerinde de Metecan'ımla boy gösterebilcez sanırım :)
23.06.09
13:36
Dipnot: Ben bu yeni temamı çok sevdim. Hatta taptım. Bence bu benim için yaratılmış. Allah'ım bide şu yazı yazdığım yerin üstüne link vermek istediğim siteler için kutucuk koymuşlar. Böyle tema yapan insanlar bence çok sevilmeli. Her kim yaptıysa burdan teşekkürlerimi iletiyorum kendisine, iyi ki varsın.
IshN
Annemlere bugün "süprizli nescafe" yapmaya çalıştım. Adamlar neyle yapıyo bilmiyorum ama o kadar basit gözüken, Elçin bebeyim başta olmak üzere Zeynep bebeyimin ve Yekta'nın burun kıvırdığı o yıldız ya da kalp şeklini çıkartamadım. Kalıbı da var aslında, -evet annemin böyle kalıpları var- ama olmadı yine de. Hatta üşenmedim o nescafeyi köpürttüm de bide. Bi de üstüne elekle eleyip kakao bile döktüm (yani aslında zaten kakao dökmek gerekiyo, kakao dökme eylemi "bile" kelimesiyle kullanılınca çok abartı bişey yapmış gibi oldu ama orda vurgulamak istediğim nokta elekle elediğimdir) Neyse sonucunda "süprizli nescafe" diyince hatırladığım Elçin'in dalga geçen surat ifadesinin yanında soğumuş bi nescafe de eklendi :)
Ayrıca herşeyi özlediğim gibi Sherlock'taki o son günümüzü de özledim.

23.06.09 11:50